Tanışmanın ilk haftaları. Karşınızdaki kişi neredeyse kusursuzdur; sizi anlar, farklıdır, aradığınız kişidir. Aylar sonra aynı kişi için 'ben nasıl görmedim' dersiniz.
Aradaki farkı yaratan şey genellikle karşı tarafın değişmesi değildir. Değişen, ona bakış biçimimizdir.
Bu yazıda idealize etmenin ne olduğunu, neden yaptığımızı, hayal kırıklığıyla ilişkisini ve daha gerçekçi bir bağın nasıl kurulabileceğini ele alacağız.
İdealize etmek nedir?
İdealize etmek, bir kişiyi olduğundan daha kusursuz algılamak; olumlu yanlarını büyütüp olumsuz yanlarını görmezden gelmek veya açıklamaktır.
Bu, bilinçli bir çarpıtma değildir. Zihin gerçekten öyle görür. Kişi eksikleri fark etmez; fark ettiğinde de 'o kadar önemli değil' veya 'zamanla düzelir' diyerek geçiştirir.
İdealize etme yalnızca romantik ilişkilerde olmaz. Yeni bir iş, taşınılan bir şehir, bir arkadaşlık, hatta bir terapist de idealize edilebilir. Mekanizma aynıdır.
Başlangıçta belirli bir idealizasyon normaldir ve hatta işlevseldir; yakınlaşmayı kolaylaştırır, risk almayı mümkün kılar. Sorun, gerçeklik belirdiğinde resmin çökmesi ve bunun tekrarlayan bir örüntü haline gelmesidir.
Neden idealize ederiz?
- Eksik bilgiyi doldurma: Başlangıçta karşımızdaki kişiyi az tanırız. Zihin boşlukları rastgele değil, ihtiyacımız olan şeylerle doldurur. Yani idealize edilen kişide gördüğümüz şeyin bir kısmı aslında bizim aradığımız şeydir.
- Bir ihtiyacın karşılanacağı umudu: Yalnızlık, boşluk veya değersizlik hissi taşıyan kişi için yeni bir ilişki, bu hislerin sona ereceği vaadini taşır. Vaat büyüdükçe idealizasyon da büyür.
- Kendini tamamlama arayışı: Kendimizde eksik gördüğümüz nitelikler (kararlılık, sosyallik, özgüven) karşı tarafta abartılı biçimde görülebilir.
- Ya hep ya hiç düşüncesi: Bazı kişiler için insanlar ya çok iyi ya çok kötüdür; arada bir yer yoktur. Bu bakış, idealize etme ile değersizleştirme arasında hızlı geçişler üretir.
- Kaçıngan seçim: Ulaşılamayan birini idealize etmek, gerçek bir yakınlığın risklerinden korunmanın bir yolu olabilir. Uzaktan sevmek, yakından tanımaktan daha güvenlidir.
- Erken dönem örüntüleri: Koşullu sevginin olduğu veya bakımın öngörülemez olduğu ortamlarda büyüyen kişi, ilişkilerde kurtarıcı bir figür arayışını sürdürebilir; ilişkilerde tekrarlayan örüntüler yazımıza bakabilirsiniz.
Hayal kırıklığı nasıl gelir?
Gerçeklik er geç belirir. Karşı taraf sıradan bir hata yapar, bir kusuru görünür olur veya sadece beklenen kişi olmadığı anlaşılır.
Burada olan şey şudur: hayal kırıklığının şiddeti, gerçek kusurla değil, kurulan resmin büyüklüğüyle orantılıdır. Aynı davranış, idealize edilmemiş bir ilişkide küçük bir mesele olurken, idealize edilmiş bir ilişkide çöküş yaratır.
Ardından sık görülen iki tepki vardır:
- Değersizleştirme: Kusursuz olan kişi, aniden hiçbir değeri olmayan biri haline gelir. 'Aslında hep böyleymiş.' Bu, idealizasyonun tersten devamıdır; ikisi de gerçekçi değildir.
- Kendini suçlama: 'Nasıl bu kadar aptal oldum, nasıl görmedim.' Oysa görülmeyen şey kusur değildi; bakış biçimiydi.
Döngü tekrarladığında bir örüntü oluşur: yoğun ve hızlı başlayan ilişkiler, ardından ani hayal kırıklıkları ve kopuşlar. Kişi her seferinde 'bu sefer farklı' hisseder, çünkü duygu gerçekten yoğundur.
Daha gerçekçi bir bağ nasıl kurulur?
- Yavaşlayın: İdealizasyon hızla beslenir. Tanışmanın ilk dönemini uzatmak, kişiyi gerçekten tanımaya zaman tanır.
- Tanıdığınız ile hayal ettiğinizi ayırın: Kendinize sorun: bu kişi hakkında gerçekten ne biliyorum? Hangi bilgi ona ait, hangisi benim varsayımım?
- Kusurlara bakın, kaçmayın: Başlangıçta fark edip geçiştirdiğiniz şeyleri not edin. Çoğu ilişkide sonradan sorun olan şey, ilk haftalarda zaten görülmüş ve önemsizleştirilmiştir.
- Çekiciliğin kaynağını sorgulayın: Sizi çeken şey ne? Kişinin kendisi mi, yoksa size hissettirdiği şey mi? Bu iki şey aynı değildir.
- Yoğunluğu uyumla karıştırmayın: Hızlı ve yoğun başlayan ilişkiler daha derin hissettirir, ancak bu derinlik çoğu zaman tanışmadan değil idealizasyondan gelir.
- Ara alanı tanıyın: İnsanlar kusursuz da değersiz de değildir. Bir kişinin iyi ve zorlayıcı yanlarını aynı anda görebilmek, olgun bir bağın temelidir.
- Kendi boşluklarınıza bakın: Bir ilişkiden hangi eksiğin kapanmasını bekliyorsunuz? Bu soru, idealizasyonun kaynağına en doğrudan giden sorudur.
- Hayal kırıklığını felaket olarak okumayın: Karşınızdaki kişinin sıradan olduğunu fark etmek, ilişkinin bittiği anlamına gelmez. Çoğu zaman gerçek ilişki tam da o noktada başlar.
Ne zaman destek alınmalı?
Şu durumlarda destek alınmalıdır:
- İlişkileriniz sürekli yoğun başlayıp ani hayal kırıklıklarıyla bitiyorsa
- Kişileri kusursuz görmekle tamamen değersizleştirmek arasında hızlı geçişler yaşıyorsanız
- Hayal kırıklığı sonrası yoğun çökkünlük veya öfke yaşıyorsanız
- Aynı örüntü farklı ilişkilerde tekrarlıyorsa
- İlişki dışında kendinizi eksik veya boş hissediyorsanız
- Ulaşılamayan kişilere yönelme eğiliminiz sürüyorsa
Terapide bu konuyla çalışırken hem güncel ilişki döngüleri hem de idealizasyonun neyi karşılamaya çalıştığı ele alınır. Bu ikincisi, örüntünün değişmesi açısından genellikle belirleyicidir.
Şişli, Bomonti'deki kliniğimizde bireysel psikoterapi çalışmaları yürütülmektedir; seanslar yüz yüze veya online olarak yapılabilir. Uzman kadromuz ve terapi süreci hakkında bilgi almak için Şişli psikolog sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Bu konuyu psikanalitik kuram açısından ele alan eksiklik ve arzu üzerine yazımıza da göz atabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
1. Başlangıçta idealize etmek normal mi?
Belirli bir düzeyde normaldir ve yakınlaşmayı kolaylaştırır. Sorun, resmin gerçeklikle hiç temas etmemesi ve çöktüğünde ilişkinin tamamen değersizleşmesidir.
2. Neden hep ulaşamadığım kişilere ilgi duyuyorum?
Uzaktaki kişi tanınmadığı için idealize edilmeye daha açıktır; ayrıca mesafe, gerçek yakınlığın risklerinden korur. Bu eğilim genellikle yakınlıkla kurulan ilişkiyle ilgilidir.
3. İdealize etmeyi nasıl bırakırım?
Tamamen bırakmak gerekmez; mesele resmi gerçeklikle temas ettirmektir. Yavaşlamak, bildiklerinizle varsayımlarınızı ayırmak ve kusurları erkenden fark etmek en işlevsel adımlardır.
4. Hayal kırıklığı yaşadım, ilişkiyi bitirmeli miyim?
Hayal kırıklığı tek başına bitirme nedeni değildir; çoğu zaman idealizasyonun sona erdiği ve gerçek tanışmanın başladığı noktadır. Ancak fark edilen şey sizin için gerçekten kabul edilemez bir durumsa bu ayrı bir değerlendirmedir.
5. Kendimi idealize eden biriyle birlikteyim, ne yapmalıyım?
Bu da zorlayıcıdır; kusursuz görülmek zamanla baskı yaratır ve gerçek halinizle görülmediğiniz hissi doğurur. Bunu açıkça konuşmak ve kendinizi olduğunuz gibi göstermekten kaçınmamak yardımcı olur.